|
Amerikalı yazarın kitabı dava sebebi oldu ALAN RIDING / Washington Post Kürt yayıncı Abdullah Keskin Türkiye’de Kürtlerin ayrı bir millet olduğunu dile getiren kitaplar basmanın tehlikelerinin oldukça farkında. Kürt kimliği, dili ve geleneklerini koruma mücadelesi konularını ele alan tarihsel ve akademik kitaplar yayımladığı için 1999 yılında 5 ve 2001 yılında 2 kez soruşturmalarla karşı karşıya geldi. Daha önceki tecrübelerine rağmen, Keskin, Washington Post gazetesinin Ortadoğu’da uzun yıllar çalışan ve şimdi Paris’te yaşayan gazeteci yazar Jonathan Randal’ın “Bunca Bilgiden Sonra Ne Bağışlaması: Kürdistan İzlenimlerim” isimli kitabını geçtiğimiz Ocakta yayımladığında herhangi bir sorunla karşılaşacağını beklemiyordu. “Randal’ın kitabı Türkiye’ye odaklanmış bir kitap değil” demişti Keskin bir Paris ziyareti esnasında. “Kürt kurumları hakkında da oldukça eleştirel, sadece Türk yetkililere odaklanmış değil. Hatta Türkçe baskısının önsözünde, Türkiye’nin Kürtler için en çok umut barındıran yer olduğunu söylüyor.” Fakat yayımlandıktan çok kısa bir süre sonra, Randal’ın kitabı Türkiye’de yasaklandı ve Keskin, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından bölücülük propagandası yaptığı iddiasıyla yargılandı. Eğer suçlu bulunursa, 3 yıl hapis cezası ya da 2.500 dolar para cezası ile karşı karşıya. Suçlama özellikle kitapta “Türkiye Kürdistanı” sözlerinin kullanıldığı bölümlere istinaden yapılıyor. Şöyle bağlanıyor suçlama: “Tümü ele alındığında kitap ayrı bir Kürt ulusu ve Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içinde bir Kürdistan fikri yayarak ve Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içinde bazı bölge ve yörelerden bahsederek ve açık bir şekilde Kürdistan haritası çizerek bölücülük propagandası yapmaktadır.” Geçmişte yayıncılar ve yazarlar ‘Kürt bölücülüğü’ yüzünden Türkiye’de sık sık hapse atılıyordu. Birçok Türk yayıncı Kürt davasına açıkça katkıda bulunan kitaplar yayımlamaktan yargılanmakta. Bu davalar Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne başvurusunun ifade özgürlüğü garanti altına alınmadan kabul edilmemesi gerektiğini savunan insan hakları grupları tarafından dile getirilmektedir. Fakat Keskin hakkındaki bu dava, sadece kitabın yazarı bir Amerikalı olduğu için değil, aynı zamanda Avesta Yayınevinin ciddiyeti ile ün yapmış olmasından da dolayı, yurtdışında özel bir ilgiye sebep oldu. Yayınevi 1996’da kurulduğundan beri 50’si Kürtçe olmak üzere 130 kadar kitap yayımladı şimdiye kadar. Bunların içinde Irak ve İran’da Kürt edebiyatından ve ayrıca Arap ve Batı edebiyatının klasiklerinden çeviriler de bulunuyor. “Bazı yayınevleri çok siyasileşmiş, bazıları da sadece ticari kaygılar taşıyordu” diyor Keskin yayınevini kurmaya karar verdiği dönemde. “Avesta’yı bu iki kampın ortasında bir yere yerleştirmeye çalıştım. Ayrıca Kürt edebiyatı için çok az yer vardı. Fakat biz siyasi bir yayınevi değiliz. Herhangi bir Kürt örgütüyle hiçbir bağım yok.” Keskin hakkındaki davayı duyunca Nisan ayındaki duruşma için, Randal İstanbul’a geldi ve Keskin lehine tanıklık yapmak için başvuruda bulundu. Geçenlerde BM’nin Lahey Savaş Suçları Mahkemesinin Sırp olmayanlara işkence etme suçuyla Bosna’da yargılanan bir Sırp bakanının duruşmasında tanıklık etme çağrısını reddeden Randal’ın bu teklifi mahkeme tarafından geri çevrildi. Fakat, mahkeme, Randal’ın ve Washington Post’un savaş suçları mahkemesindeki duruşmasında danışmanlık yapan, Amerikan hukuk bürosu Covington&Burling’ın Londra şubesinin hazırladığı bir dosyayı belge olarak kabul etti. Dosya Dünya Basın Özgürlüğü Komitesi, Gazetecileri Koruma Komitesi, Bağımsız Gazetecilik Kurumu ve Basın Özgürlüğü için Gazeteciler Komitesi tarafından imzalandı. “Türk hükümetinin Abdullah Keskin’i yargılaması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesini açıkça ihlal ediyor ve yasal değildir” diyen dosya Türkiye’nin de sözleşmenin imzacıları arasında yer aldığına dikkat çekiyor. Ayrıca şöyle deniyor: “Kitap, bir gazeteci tarafından yazılmış, haber değeri taşıyan politik bir konuyu içeriyor ve sadece ticari ve eğitimsel amaçla yayımlanmıştır.” Devamında, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi defalarca, Türkiye’nin güneydoğusunda Kürt sorunu hakkında sadece fikir verme, açıklama ve tanımlama yapmanın yayıncıların haklarını ve kamuoyunun ifade özgürlüğünü kısıtlamak için yeterince büyük bir risk taşımadığını defalarca karara bağlamışıtır” deniliyor. 31 Temmuzda tekrar Devlet Güvenlik Mahkemesine çıkması kararlaştırılan Keskin, sonucun tahmin edilmesinin zor olduğunu söylüyor. “Tamamen o anın politik konjektürüne bağlı” diyor. “Aynı kitap üç ay önce ya da üç ay sonra farklı bir sonuç doğurabilir. Yazar sorumlu tutulmadığı için yayıncıyı mahkum etmek çok mümkün değil. Provokasyonlarla işim yok. Tüm amacım Türklerin ve Kürtlerin çoğulcu bir tartışmaya katılmaları için onlara bir zemin hazırlamak.” Alan Riding, The New York Times&International Herald Tribune, 21 Temmuz 2002 SİCİL sayfasına dön >> |